Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin, son dönemde hem içerde hem dışarıda yoğun dezenformasyon kampanyalarına karşı mücadele verdiğini belirtti.
Ana muhalefet partisinde yaşanan iç çekişmeleri ve bu süreçte kamuoyuna yansıyan iddiaları "dehşet" verici olarak nitelendiren Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ne yazık ki bu kadar ciddi iddialar karşısında mahcubiyet duyması gerekenler, kamu vicdanına hesap vermek yerine, yalan ve iftira siyasetini sürdürmekte, 'yavuz hırsız' misali algı operasyonlarına başvurmaktadır. Ramazan-ı Şerif'in manevi ikliminde dahi kutsal değerlerimize yönelik alçak saldırılar, organize küfür kampanyaları, dinimize, milletimizin mukaddeslerine ve Cumhurbaşkanımıza yönelik son derece edep dışı söylemler, toplumumuzun huzurunu hedef almıştır. Bu söylemler, sadece siyasi nezaketsizlik değil, aynı zamanda organize kötülüğün dışavurumudur. Ana muhalefet kadrolarının sömürgeci zihniyeti çağrıştıran tutumlar içine girerek uluslararası odaklardan siyasi meşruiyet devşirme gayretleri ise ibret vericidir.
Ekonomik istikrarımıza yönelik tehditlerin ve yatırımcı güvenini zedelemeye dönük açıklamaların içerideki bazı çevreler eliyle dışarıya servis edilmesi, bir siyasi rekabetin ötesinde milli menfaatlerimize karşı sabotaj girişimidir. Kendilerini hala vesayet Türkiye'sinin imtiyazlıları zanneden bu azgın azınlık bilmelidir ki Türkiye, birilerinin birtakım küresel güçlere sırtını dayayıp parmak sallayabileceği bir ülke değildir. Bu ülkenin gerçek sahibi olan aziz milletimiz, bu oyunların farkındadır."
"HİÇBİR SANATÇIMIZIN BASKILARA KARŞI YALNIZ OLMADIĞINI BELİRTMEK İSTERİM"
Altun, Türkiye'nin artık vesayet odaklarının, küresel güçlerin arka bahçesi olmadığını, gücünü milli iradeden alan bir liderliğin öncülüğünde yoluna kararlılıkla devam ettiğini belirtti.
"Neredeyse on yıldır değiştiğini, geliştiğini, helalleştiğini iddia edenlerin Gezi kalkışmasından bugüne bir arpa boyu yol alamadığı ortaya çıkmıştır." ifadesini kullanan Altun, "Sürekli kendini tekrar eden bir faşizan tavrı içinden bir türlü atamayan bu zihniyet, çirkin bir üslup eşliğinde mahalle baskısı oluşturmaya, kendileriyle aynı görüşü paylaşmayanları sindirmeye çalışmaktadır. Farklı görüşlere tahammül edemeyen, kendinden olmayanı yaftalayan, hatta tehdit eden bu faşizan anlayış, demokratik olgunlukla, birlikte yaşama kültürüyle asla bağdaşmaz." değerlendirmesini yaptı.